top of page

BIYIKLI ADAM VE SARI KEDİ


Yaklaşık iki yıl önce psikolog bir arkadaşım beni düzenlediği bir kampa davet etmişti. Kampta psikolojik çalışmalar yapılacak, ben de yoga ve ses meditasyonu ile destek olacaktım. İzmir’de, doğayla iç içe bir oteldeydik. Katılımcılar kendilerini anlatıyor, bazen birbirlerinin gözlerine bakıyor, bazen hiç konuşmadan aynı çemberde kalıyordu. Böyle kamplarda insanın bazı halleri çok çıplak görünür. Konuşmasa bile duruşundan, bakışından, nefesinden bir şeyler anlaşılır.

Kampın ilk günlerinde siyah takım elbisesi, pos bıyıkları ve ciddi duruşuyla bir adam dikkatimi çekmişti. Yanında genellikle yardımcısı vardı. Konuşurken kelimelerini tartarak seçiyor, sesi güvenli ve ağır çıkıyordu. Böyle insanların yanında bazen herkes biraz daha toparlanır ya, o da öyle bir hava taşıyordu. Kendisiyle pek konuşmamıştık ama varlığı fark ediliyordu.

İkinci gün akşam saatlerinde bir atölye yapıldı. Atölyeyi yöneten psikolog arkadaşımız, sonunda benim handpan çalmamı istedi. Çember kurulmuştu. Mumlar vardı. Işık loştu. Herkes sırayla çocukluğundan bir anı anlatacaktı. Kimisi ilk doğum günü hediyesini anlatıyor, kimisi okulda başına gelen bir şeyi. Ben de çemberin ortasında oturmuş onları dinliyordum.

Sonra sıra o ciddi adama geldi. Başını hafifçe eğdi ve konuşmaya başladı. Ama çıkan ses o adamın sesi değildi. İncecik, çocuk gibi bir sesti. Önce gerçekten bir çocuk konuşuyor sandım. Kafamı kaldırıp baktığımda, siyah takım elbiseli, pos bıyıklı adamın çocuk ses tonuyla konuştuğunu gördüm. O an içimde büyük bir gülme yükseldi. Hemen kafamı eğdim. İçimden, "Allah’ım, ne olur kısa anlatsın," diye geçiriyorum. Ama kısa anlatmadı.

Küçükken bir kediye tekme attığını ve bundan dolayı çok pişman olduğunu anlatıyordu. Anlattığı şey gerçekten dokunaklıydı. Buna hiçbir itirazım yok. Ama o kelli felli adamın beş yaşındaki çocuk sesiyle, "Canım kedicik, seni incittim," demesi beni bitirdi. Etrafa baktım. Belki gülen biri vardır diye umut ettim. Yok. Herkes büyük bir ciddiyetle dinliyordu. Hatta bazıları duygulanmıştı. Ben ise ortada oturmuş, içimde patlayan kahkahayı tutmaya çalışıyordum.

Adam konuşmaya devam ettikçe ben daha da kötü oluyordum. Kedinin rengini anlattı. Sonra ondan özür diledi. Sonra gözleri doldu. Ben artık gülmemek için kendimi sıkmaktan ağlamaya başladım. Hafif hafif sesler de çıkarmaya başlamışım. Çemberdekiler benim onun anlattığı hikayeye duygulanıp ağladığımı sandı. Onlar da duygulanmaya başladı. Adam ise insanların ağladığını görünce daha da açıldı. Daha çocuksu bir sesle, "Beni affet güzel kedicik," dedi ve o da ağlamaya başladı.

O an içimden, "Allah’ım, ben neredeyim?" dedim. Gerçekten bir an bunun rüya olup olmadığını anlamak için kendimi cimcikledim. Sonra garip bir şey oldu. Gülme ile ağlama arasında sıkıştığım o yerde, bir anda gözümün önüne bir görüntü geldi. Yedi yaşlarında, tombul, kıvırcık saçlı, beyaz tenli, kırmızı şortlu bir çocuk gördüm. Küçük sarı bir kediye tekme atmıştı. Kedi önümdeydi. Onu kucağıma aldım ve yavaşça çocuğun yanına gittim.

Çocuğun gözlerine baktım. "Bundan sonra baban annene vurmayacak," dedim. Bunu neden söyledim bilmiyorum. Ama o an başka bir cümle yoktu. Çocuk bana baktı. Tombul yanakları şişti, gözleri kısıldı ve gülümsemeye başladı. Sonra sevinçten ağladı. Gözlerimi açtığımda o küçük çocuk, pos bıyıklarıyla karşımda oturuyordu.

Kalktım ve yanına gittim. Hiçbir şey söylemeden ona sarıldım. O da bana sarıldı. Çemberde bir süre öyle kaldık. Biraz önce beni gülmekten öldüren adamla, şimdi kelimesiz bir yerde buluşmuştuk. Hayat bazen insanı çok tuhaf kapılardan geçiriyor. Bir anda komik olan şey, başka bir yere açılabiliyor. Bazen gülmemek için kendini sıkarken birinin çocukluğuna dokunuyorsun.

Sonra handpanimin başına geçtim. Çalmaya başladım. Notalar kendiliğinden geldi. O an ne çaldığımı çok hatırlamıyorum. Ama şunu hatırlıyorum: Çemberde artık başka bir sessizlik vardı. Biraz önce anlatılan hikaye, gülme, ağlama, sarılma, hepsi sesin içinde bir yere karıştı. Ben sadece çaldım.

Belki de bazen yapılacak tek şey budur.

Ne olduğunu anlamaya çalışma.

Hemen yorumlama.

Hemen düzeltme.

Sadece çalmaya devam et.



 
 
 

Yorumlar


© 2023 by Muzaffer Alemdar Tüm hakları saklıdır.

Mesajınız Ulaştı. Teşekkürler.

bottom of page