top of page

EVREN TÜRKÇE BİLİYOR MU?

Güncelleme tarihi: 18 Haz


Zerdüştlük'te güzel bir öğreti vardır: "İyi düşün, iyi konuş, iyi davran." Yaklaşık dört bin yıl önce söylenmiş. Demek ki insanlar o zaman da kelimelerin başımıza açtığı işleri fark etmiş.

Bir çocuk düşün. Beş yaşında. Sokakta bir köpeğin peşinden koşuyor. Annesi uzaktan bağırıyor: "Gel buraya, seni yer!" Köpek aynı köpek. Ama artık çocuğun zihninde başka bir şeye dönüşmüş durumda. Belki de büyürken yaşadığımız birçok korku böyle oluşuyor. Bir olaydan çok, o olay hakkında duyduğumuz kelimelerle.

Aynı şey büyükken de devam ediyor. Birine bir iş teklif edersin. "Çok zor." der. Bir başkası, "Tamam yaparım." der. İş aynı iştir. Ama biri daha başlamadan yorulmuştur. Diğeri başlamıştır bile.

Bir süre sonra şunu fark etmeye başlıyorsun: Söylediğin her kelime önce seni etkiliyor. Mesela yıllardır anlamadığım bir şey var. Hava sıcak diye söyleniyoruz. Sonra ne oluyor? Hava yine sıcak. Trafiğe söyleniyoruz. Trafik yine trafik. Ekonomiye söyleniyoruz. Ekonomi de bizi çok dinlemiyor zaten. Şikâyet etmek bazen sallanan sandalyeye benziyor. Sürekli hareket var ama bir yere gidilmiyor.

Peki ya şu meşhur spiritüel cümleler? "İstiyorum deme." "İstedim oldu de." "Niyetini mühürle." "637382 sayısının altına evet yaz." Bunları görünce aklıma çocukken beslediğim papağanım Şakir geliyor. O da "merhaba" diyordu. Ama açık konuşalım, Şakir'in aydınlandığını hiç görmedim.

Bazen sosyal medyada dolaşıyorum. Birisi bir sayı paylaşmış. Altında binlerce kişi "Evet, istedim oldu." yazıyor. Sonra aynı kişi aşağı kaydırıp başka bir videoda kavga izliyor. Bir sonrakinde yemek tarifi. Bir sonrakinde magazin. Sonra tekrar evren. His nerede? İçselleştirme nerede?

Ben yıllardır şuna daha çok inanıyorum: Mutlak güç senin kelimelerine değil, niyetine bakar. Allah'ın seninle ilişkisi bir kelime oyunundan ibaret olsaydı işimiz çok kolaydı. Doğru cümleyi bulurduk, biterdi. Ama öyle olmuyor. Çünkü bazen insan yanlış kelimelerle doğru dua ediyor. Bazen de doğru kelimelerle kendine yalan söylüyor.

Belki de mesele ne söylediğimiz değil, söylediğimiz şeyin arkasında gerçekten durup durmadığımız. Bir kapı düşün. Kapının önünde sen varsın. Arkasında aradığın her şey. Huzur. Sevgi. Bolluk. Cevaplar. Bağırıyorsun. Kapı açılmıyor. Çünkü mesele sesin yüksek çıkması değil. Anahtarı bulmak.

O anahtar da çoğu zaman güzel cümleler değil. Biraz dürüstlük. Biraz cesaret. Biraz da kendinle karşılaşabilmek.

Kapı açıldığında karşında bulduğun şey ise çoğu zaman evren değil, kendin oluyor.

Ve bütün yolculuk orada başlıyor.


Namaste.

Eyvallah.


kelimelerin gücü ve evrenle olan

Yorumlar


© 2023 by Muzaffer Alemdar Tüm hakları saklıdır.

Mesajınız Ulaştı. Teşekkürler.

bottom of page