top of page

ÜÇÜNCÜ GÖZÜM NASIL AÇILIR?

Güncelleme tarihi: 18 Haz

üçüncü göz


Eğer birisi sana, "Üçüncü gözünü açmak için bir çilingir çağırman yeterli" dese, çoğumuz o çilingirin numarasını isteriz. Ne kadar meraklıyız değil mi? Üçüncü gözüm açılsın. İnsanların enerjisini göreyim. Geleceği hissedeyim. Karşımdakinin ne düşündüğünü bileyim. Biraz da havalı olayım. İşin komik tarafı, bütün bunları isterken fark etmeden yine egonun peşinden gidiyoruz. Benim gördüğüm kadarıyla üçüncü gözün açılmasının önündeki en büyük engel de bu zaten.


Önce kötü haberi vereyim: Üçüncü gözünü ne ben açabilirim, ne bir teknik açabilir, ne gökten inen bir melek açabilir. Onu yalnızca sen açabilirsin. Daha doğrusu açamazsın bile. Çünkü zaten açıktı. Sadece üzeri örtüldü.


Çocukken hayatı daha farklı görüyorduk. Sonra aile geldi, okul geldi, kurallar geldi, korkular geldi, yargılar geldi. Yavaş yavaş üzerini örttüler. Bugün insanlar üçüncü gözlerini açmak için bir teknikten diğerine koşuyor. Meditasyon. Mantra. Kristal. Nefes. Aktivasyon. Sonra başka bir teknik. Sonra başka bir teknik. Bir süre sonra teknik koleksiyoncusu oluyoruz. Ama kendimize aynı soruyu sormuyoruz:

Ben temiz miyim?

Saf mıyım?

Çünkü üçüncü gözün sevdiği şey teknik değil. Saflık.

Bir insan sürekli dedikodu yapıyorsa, herkesi yargılıyorsa, kıskançlıkla yaşıyorsa, öfkesini besliyorsa; alnına kristal yapıştırsan da çok bir şey değişmez. Ama saf bir zihin bazen hiçbir şey yapmadan da görmeye başlar.

İşte bu yüzden bazı spiritüel yöntemler bana eski bir hikâyeyi hatırlatıyor. Eskiden bazı papazlar insanlara cennetin tapusunu satarmış. İnsanlar da satın alırmış. Kandırılıyorlar mıydı? Belki. Ama biraz da inanmak istedikleri şeye para veriyorlardı.

Bugün de bazen aynı şeyi görüyorum. Birileri üçüncü göz açıyor. Birileri çakra açıyor. Birileri aktivasyon yapıyor. Birileri enerji yüklüyor. Herkes bir şey açıyor. Bir tek insanın kendisiyle ilişkisi açılmıyor.

Oysa üçüncü göz dediğimiz şey belki de çok daha basit. Sokakta yürürken yaşlı bir amcanın yüzündeki yorgunluğu fark etmek. Bir ağacın altında durup gerçekten ağacı görmek. Bir hayvana bakarken onun senden ayrı olmadığını hissedebilmek. Bir insanın konuşurken söylediği şeyden çok söyleyemediği şeyi duyabilmek.

Belki de üçüncü göz budur. Bir kargaya bakarken. Bir ağaca dokunurken. Bir kediyi beslerken. Bir insanı dinlerken. Büyük spiritüel anlardan çok, küçük anlarda.

O yüzden biri bana üçüncü gözünü nasıl açtın diye sorsa, uzun teknikler anlatmam. Şunu söylerim:

Biraz daha az yargıla. Biraz daha fazla gör. Biraz daha fazla dinle. Gerisi zaten yavaş yavaş oluyor. Çünkü bazı şeyler açılmaz.

Hatırlanır.


Namaste.

Eyvallah.


Yorumlar


© 2023 by Muzaffer Alemdar Tüm hakları saklıdır.

Mesajınız Ulaştı. Teşekkürler.

bottom of page