top of page

ARAYIŞ

Ya arayış zaten gözünün önünde olanı görmenin önündeki engelse?


Bu soruyu bir yerde duymuştum. İçimde bir yere oturdu. Çünkü insan ararken çok meşgul oluyor. Fellik fellik arıyorsun. Kitaplar okuyorsun. Eğitimlere gidiyorsun. Meditasyon yapıyorsun. Hakikat ne derinlik nerede içsel huzura nasıl ulaşılır zihin nasıl özgürleşir… Derken bir gün biri çıkıp diyor ki aradığın şey senden bir milim bile uzakta değil. Sinir bozucu. İnsan bunca yolu bunun için mi geldi?


Geçenlerde bir gönderiye rastladım. Başlığı kozmik yükselişin belirtileri. Maddeler sıralanmış. Şunları hissediyorsan yükseliyorsun bunları yaşıyorsan frekansın değişiyor… En sonunda da eğer bunlar sende varsa yorumlara var mühürlüyorum yaz ki mühürlensin diyor. Yüzlerce kişi altına var mühürlüyorum yazmış. Eskiden rahipler cennetin tapusunu satardı. İşin ilginç tarafı alan olurdu. Şimdi 2000’lerdeyiz. Cennetin tapusu dijitale taşındı. Cümleler değişti. Manipülasyon aynı. Aslında beynimizin yüzde ikisini kullansak çözeriz. Yüzde iki bile fazla. Yüzde 0,7 yeter.


Ama iş beyinde bitmiyor. Hikaye orada başlıyor. Çünkü insan hikayeyi seviyor. Arayış da insana çok güzel bir hikaye veriyor. Bir yolun oluyor. Aşamaların oluyor. Geçmen gereken kapılar yükselmen gereken seviyeler temizlemen gereken karmalar oluyor. Boşlukta zihin afallıyor. Ulan diyor o kadar meditasyon yapıyorum. Kitap okuyorum. Nefes çalışıyorum. Onu yapıyorum bunu yapıyorum. Bir şey olması lazım.

Aydınlanınca meleklerin gelip şarkı söylemesini bekliyor. Gözlerinden ışıklar fışkıracak. Evren onun için hafifçe kenara çekilecek. Belki alnında küçük bir kapı açılacak. Mutlaka bir şey olacak. Çünkü bunca şey yaptı. Dağlara gitti. Eğitimlere katıldı. Sabahın köründe kalktı. Tütsüler yaktı. Minderin üzerinde saatlerce oturdu. Aydınlanma bu kadar emeğin ardından sessizce gelemez. Oysa çoğu zaman hiçbir şey olmaz. Ve belki de tam olarak hiçbir şey olmadığı için aydınlıktır.


Aradığımız özün aranmaya ihtiyacı yoktur. Dönüşmeye iyileştirilmeye temizlenmeye ya da üzerine bir şey eklenmesine ihtiyacı yoktur. O zaten tamdır. Sen doğduğunda da aynıydı şimdi de aynı. Ona hiçbir şey eklenmez. Ondan hiçbir şey çıkarılmaz. Şu anda bu yazıyı okurken okuduğunu bilen kim? Cevap verme. Bir isim söyleme. Benim deme. Ruh bilinç öz farkındalık deyip meseleyi kapatma. Sadece sor.


Bu yazıyı okuyan kim?

Sorunun ardından kalan o küçücük boşluğa bak. Aradığın şey belki de tam oradadır. Daha doğrusu orada bile değildir. Çünkü senden ayrı bir yerde değildir. Bulunmaya ihtiyacı yoktur. Kaybolan bir şey bulunur. Yazı bitince duvara bak. Yirmi saniye boyunca öylece bak ve sor.

Bakan kim?

Ama cevap arama. Bir şeye dokunduğunda sor.

Dokunan kim?

Bir ses duyduğunda sor.

Duyan kim?

Yürürken.

Yürüdüğünü bilen kim?

Sor ve bırak. Çünkü vereceğin her cevap zihnin anlattığı yeni bir hikaye olacaktır. O bir iki saniyelik boşluklar sana yeni bir şey öğretmez. Sadece hatırlatır. Belki hiçbir şey olmayacak. Zaten mesele de bu. Biz yıllardır bir şey olmasını beklerken gözünün önünde duran şey hiç kıpırdamadan bizi bekliyordu.

Peki ne yapmam lazım?

Ne için canım?

Özüme o farkındalığa dönmek için.

Dönmek mi?

İşte arayış yeniden başladı. Dönmen gerektiğini düşündüğün anda kendini ondan ayrı bir yerde hayal ettin. Şimdi araya bir yol koyacaksın. Sonra o yolu aşmak için yöntemler bulacaksın. Meditasyon yapacaksın. Nefes çalışacaksın. Kitaplar okuyacaksın. Belki dağa çıkacaksın. Yol uzadıkça arayışın daha anlamlı görünecek. Arayış anlamlandıkça aradığın şey senden daha uzakmış gibi hissedeceksin. Özüne dönmek için bir şey yapılması gerektiğini düşünen bir farkındalıkla ağzınla kuş tutsan bile bir tikim olmaz. Çünkü bu yazıyı okuduğunu bilen şey hiçbir yere gitmedi.

Peki yoga meditasyon dua nefes ve diğer çalışmalar işe yaramıyor mu?

Yarıyor. Ama biz biraz menfaatçiyiz..


Dua ederken bile önce güzel güzel konuşuyor sonra isteğini söylüyorsun. Evrenim güzel evrenim… Şimdi bana biraz para. Ben evren olsam önce tatlı tatlı konuşup sonra niyetini söyleyen birini iplemem. Hem evren bana para ver dediğinde evren sana para mı verecek? Evrenin işi gücü yok. Ayşe para istiyormuş. Kızlar bırakın galaksiyi önce Ayşe’nin parayı halledelim. Çok da tikindesin. Bunu anladığında aslında rahatlarsın. Çünkü hayat bizim hakkımızda kurulmuş büyük bir sınav değildir. Evren oturup niyetinin yeterince temiz olup olmadığını bile kontrol etmez. Seni iyi olduğun için ödüllendirip kötü olduğun için cezalandırmaz. Sistem hareketi sever. Bu kadar. Hareket edersin ve bir şey olur. Bazen istediğin olur. Bazen istemediğin. Bazen hiçbir şey olmaz. Sonra biz bunlardan birine iyi diğerine kötü deriz. Birini ödül diğerini ceza sanırız. Ardından bütün bunları açıklayacak yeni bir hikaye kurarız. Oysa belki iyi ve kötü yoktur. Deneyim vardır. Bir de bütün bunların olup bittiğini sessizce gören.



arayış

Yorumlar


© 2023 by Muzaffer Alemdar Tüm hakları saklıdır.

Mesajınız Ulaştı. Teşekkürler.

bottom of page