top of page

HAMSİ

Güncelleme tarihi: 17 Haz


Yaklaşık iki sene önce bir çembere davet edilmiştim. Müziğin eşlik ettiği bir ortamda, tanımadığım insanlarla oturup sohbet ediyorduk. Çoğu yoga, meditasyon ve spiritüel çalışmalarla ilgileniyordu. Sohbet ilerledikçe bazı insanlarda bir şey hissettim. O gün buna ego demiştim. Sonra yıllar geçti ve o günü tekrar düşündüğümde, aklımda kalan şey çemberdeki insanlar değil, annem oldu.

Şu an annemin evindeyim. Hamsi almış. "Gel oğlum, akşama hamsi yiyelim," dedi. Yetmiş yaşında. Devamlı gülümser. Otobüse bindiğinde yanına oturan insanlarla tanışır. Eğer onların da kızı varsa konu dönüp dolaşıp bana gelir. Telefonundan fotoğraflarımı gösterir, sonra eve gelip yeni tanıştığı teyzenin kızını anlatır. Yaklaşık on yıldır beni evlendirmeye çalışıyor. Bu konuda hiç vazgeçmedi. Ben vazgeçtim, o vazgeçmedi.

Şimdi yanımda oturuyor. Kanal 7'deki diziyi izliyor. Dizideki karakterlere kızıyor, üzülüyor, yorum yapıyor. Hamile bir kadını aldatmışlar mesela. "O sana ne kadar destek olmuştu, bu yapılır mı şimdi?" diye söyleniyor kendi kendine. Ben de bilgisayarın başında bu yazıyı yazıyorum. Bir ara yazmayı bırakıp onu izliyorum. Sonra kendi kendime şu soruyu soruyorum: Spiritüel yolculuk dediğimiz şey gerçekten nedir?

Eskiden bu soruya çok daha büyük cevaplar verirdim. Meditasyon derdim. Enerji derdim. Çakralar derdim. Samadhi derdim. Şimdi ise emin değilim. Çünkü bazen bir ağacın altında otururken hissettiğim şeyi, annemle aynı odada sessizce otururken de hissedebiliyorum. Bazen bir kediyi izlerken, bazen bir çocuğun kahkahasını duyarken, bazen de hamsi kokan bir mutfakta otururken. Bu yüzden artık büyük kavramlardan çok hayatın kendisine bakıyorum.

O gün çemberde hissettiğim şeye geri döneyim. Bazı insanlarda ego hissettiğimi düşünmüştüm. Sonra yıllar içinde ilginç bir şey fark ettim. Eğer bir insanda ego hissediyorsam, o an benim içimde de ona karşılık gelen bir şey var demektir. Çünkü insan en çok kendi içinde taşıdığı şeyi tanıyor. Bu farkındalık ilk başta can sıkıcı geliyor. Çünkü dikkati başkalarından kendine çeviriyor. Ama aynı zamanda özgürleştirici. Artık mesele onların nasıl olduğu değil, benim ne hissettiğim oluyor.

Belki dönüşüm dediğimiz şey de burada başlıyor. Karşımızdaki insanı değiştirmeye çalıştığımız yerde değil, kendi içimize dürüstçe bakabildiğimiz yerde. O gün çemberde otururken insanlar değişmedi. Sohbet değişmedi. Ortam değişmedi. Ama bir süre sonra onlara bakan gözlerim değişti. Biraz önce rahatsız olduğum şeyler kayboldu. Aynı insanlar oradaydı ama ben farklı bir yerden bakıyordum.

Yıllardır spiritüel yolculuk hakkında yüzlerce şey okudum. Çalışmalar yaptım, eğitimler aldım, kamplara gittim, sayısız insanla tanıştım. Ama bugün geldiğim yerde her şey biraz daha sade görünüyor. Belki spiritüel yolculuk yeni şeyler eklemek değildir. Belki yavaş yavaş hafiflemektir. Biraz daha az yargı, biraz daha az korku, biraz daha az ben. Biraz daha çok hayat.

Şimdi annem yan odadan sesleniyor.

"Hamsiler hazır oğlum."

Galiba bugünlük spiritüel yolculuk burada bitiyor.

kuşları duyarken yazar mısın!





 
 
 

Son Yazılar

Hepsini Gör

Yorumlar


© 2023 by Muzaffer Alemdar Tüm hakları saklıdır.

Mesajınız Ulaştı. Teşekkürler.

bottom of page