top of page

SAMADHİ

Geçen yazıda meditasyondan bahsetmiştik. Hatta en sonunda şöyle demiştik.


"Anda kaldığımız her an aslında bir meditasyondur. Bu mikrosaniyelerin, bir iki saniyelerin uzadığında, günlük hayatın içinde yaşamaya başladığın döneme de yogada Samadhi denir.

Evet ama şimdi sen Samadhi yani aydınlanmayı, sabah kalkınca olağanüstü bir şey olacak, konfetiler yağacak, yoga müfettişi gelip Evet beybi samadhi'ye ulaştın, deyip üzerine krem şanti dökecek zannediyordun."


Hadi devam edelim:

Samadhi... Bu kelimeye biraz haksızlık ettik galiba.

Yıllardır ne arıyorsak içine doldurduk. Evrenle birleştik, öz benliğe ulaştık, bilincimizi yükselttik, titreşimimizi artırdık. Bir ara astrale de çıktık herhalde. Bir tek dönüp Samadhi'ye "Sen ne demek istiyorsun kardeşim?" diye sormadık.


Çünkü zihin böyledir. Kelimeyi merak etmez, hikayeyi sever. Sade olanı sevmez. Bir şey ne kadar gizemli anlatılırsa o kadar hoşuna gider. "Yerleşmek" desen yüzüne bile bakmaz. Ama "kozmik bilinç kapılarının açılması" de, not almaya başlar.


İşin ilginç tarafı şu; Samadhi kelimesinin anlamında birleşmek yok, aydınlanmakta yok. Evet, ben de ilk okuduğumda durdum. Çünkü yıllardır başka bir şey duyuyordum. Sonra kelimenin köküne baktım. Karşıma çıkan şey çok daha sadeydi. yerleşmek, toparlanmak, tam oturmak... Hatta bana sorarsan en güzel karşılığı eksiksiz duruluş.

Şimdi zihnin yine çalıştı. "Tamam, demek bundan sonra eksiksiz durulacağım." Bak, daha yazının ortasına gelmeden kendine yeni bir hedef buldun bile. Zihnin en sevdiği şey bu zaten. Her duyduğunu yapılacaklar listesine eklemek.


Yoganın kitabını yazan abimiz Patanjali ise tam tersini yapıyor. Seni yeni bir hedefe göndermiyor. Önce durup kelimeyi temizliyor. Sonra Dhyana'yı, yani meditasyonu anlatıyor. Ardından da o akış yani meditasyon kesintisiz hale geldiğinde buna Samadhi diyor. Ve ilginçtir, anlattığı şey ne olağanüstü bir deneyim ne de başka birine dönüşmek. Tam tersine zihnin ilk kez aradan çekilmesi.


Patanjali üçüncü bölümün üçüncü sutrasında tek bir cümle kuruyor:

"Samadhi, zihnin kendi varlığını öne çıkarmadığı, yalnızca görülenin kaldığı durumdur."

İlk okuyunca çok havalı durmuyor, biliyorum. Hatta insan Eee? diyor. Çünkü zihin daha büyük bir final bekliyor. Bir ışık patlaması, olağanüstü bir deneyim... Patanjali ise sadece "Yalnızca görülen kalır." diyor. Adam iki bin yıl önceden geliyor, bizim bütün spiritüel senaryoyu tek cümleyle bozuyor.

Sutranın Sanskritçesi şöyle:

Tad eva arthamatra nirbhasam svarūpa sunyam iva samadhiḥ.

Orada küçücük bir kelime var: iva.

İva "sanki" demek. Bu kelimeyi kaçırırsan sutrayı da kaçırıyorsun. Çünkü Patanjali "Zihin yok olur." demiyor. "Sanki yokmuş gibi olur." diyor. Yani zihin gerçekten ortadan kaybolmuyor. Sadece her şeye yorum yapmayı bırakıyor.


Mesela denizin kenarında oturuyorsun. İlk iki saniye gerçekten denize bakıyorsun. Sonra başlıyor. "Bu manzarayı paylaşsam mı, Şu kayaya otursam daha güzel görünür. Demek şu an meditasyondayım." Bak onu bile düşünceye çevirdin. Deniz hala orada ama sen çoktan başka bir yere gittin.

Patanjali'nin anlattığı Samadhi tam da burada ilginçleşiyor. Çünkü olağanüstü bir şey eklemiyor. Bir şey eksiltiyor: zihnin yorumunu. Yorum çekildiğinde geriye sadece görülen kalıyor. Ağaçsa ağaç. Denizse deniz. Kediyse kedi. İlk kez onları değil, zihnini dinlediğini fark ediyorsun.


Bir de Patanjali bütün Samadhi hallerini aynı şeymiş gibi anlatmıyor. Önce Samprajnata Samadhi'den bahsediyor. Burada hala bir dayanak var; nefes, mantra, ses ya da bir nesne. Kedi, bakkal amca, bulut... Dikkat onun üzerinde duruyor ama artık dağılmıyor. Sonra Asamprajnata Samadhi'yi anlatıyor. Burada ise o dayanak da sessizleşmeye başlıyor.

İlginç olan şu: Bütün bunları anlatırken bir kez bile evrenle birleşmekten, öz benliğe ulaşmaktan ya da başka biri olmaktan söz etmiyor.


Çünkü mesele hiçbir zaman yeni biri olmak değildi. Biz Samadhi'yi bir dönüşüm sandık. Patanjali ise karışıklığın çözülmesini anlattı. Aradığımız şey hiçbir zaman bizden uzakta değildi. Sadece zihnin sesi biraz fazla yüksekti.

Ama hikaye burada bitmiyor. Çünkü Patanjali için Samadhi bile son durak değil. Samadhi'den sonra bizi başka bir kelime bekliyor: Kaivalya. İşte orada işler gerçekten ilginçleşiyor.


Ama onu da bir sonraki yazıda konuşalım.



samadhi

Yorumlar


© 2023 by Muzaffer Alemdar Tüm hakları saklıdır.

Mesajınız Ulaştı. Teşekkürler.

bottom of page